YAZAR = WİLLİAM GOLDİNG
ÇEVİREN = MİNA URGAN
SAYFA SAYISI= 248

Nobel edebiyat ödüllü bu kitap beni hayli meraklandırarak okumaya başlattı. İçerisinde bir çok çocuğun yer aldığı bu kitap sebebi net bir şekilde açıklanmadan adaya bir kaza sonucu düşen çocukların öyküsü. Bir çocuk kitabı olmakdan çıkarak bizleri derin düşüncelere daldıracak bir eser.Bence William bu eserinde masum görünen çocukların aslında bizi hayretlere düşürecek kadar acımasız olabileceğini ve malesef her insanın içinde bir kötülük olabileceğini bildirmekte.
Üzülerek söylemeliyim ki gerçek hayatta da bunun misalleriyle karşılaştıkça yazarımızın ne kadar haklı bir noktaya değindiğini görmekteyiz.Dünyanın karmaşıklığından çocuklarımızı ne kadar korusak da dünyanın acımasızlığı aynı bu kitaptaki adaya düşenler gibi çocuklarımızı içine almakta ve onların içindeki sineklerin tanrısı dediğimiz kötülüğü ortaya çıkartmakda.
Baş karakterimiz Ralph en başta bir denizkabuğu buluyor ve adadaki egemenliği eline alarak sineklerin tanrısı dediğimiz figürün kendisi olduğunu düşündürüyor. Ancak kitap devam ettikçe ve sona yaklaştıkça işlerin hiç de öyle olmadığını aslında kahramanımızın sineklerin tanrısı olan kötülüğe karşı kendisini korumaya çalışan mert bir asker olduğunu gözlemliyoruz.
En başta Domuzcuk dedikleri şişman çocuğa davranışları bizi Ralph’a karşı sinirlendirse de kitabın sonunda Domuzcuk’un başına gelenden sonra Ralph’ın yaşadığı üzüntü ve pişmanlığı hisseder gibi oluyoruz. Gariptir ki William satırlarda duyguları net bir şekilde izah etmesede olay örgüsünden bu hissiyatın gelmesi güç olmuyor.
Olaylar birbirini takip ederken okuyucu başka olaya geçildiğinin farkına biraz geç varıyor. Bence bu da yazarın kaleminin ne kadar güçlü olduğuna işaret eder.
Jack karakteri kitabın başında iyi bir yol arkadaşı gibi görünsede geriye dönüp baktığımda sayfa 18 bize gerçek cevabı veriyor. Jack burada artık kendisinin bir çocuk değil büyük gibi görmek istediğini söylemektedir. Kendisine çocuklar gibi Jack değilde büyükler gibi soyismi olan Merridew denmesini istiyor. Hakikaten de kitap boyu avlanmaktan bahsederek kitabın sonunun nasıl olacağını bize yavaş yavaş hazırlamakta ve acı sonu görmekteyiz.
Bu kitabın beni en etkileyen tarafı bütünlüğü , yazı dilinin benzersizliği ve kendimize söyleyemediğimiz acı gerçeği yüzümüze tokat gibi vurmasıdır.Bazı kitapların sonuna vurulursunuz , bazılarının gidişatına. Bu kitap öyle bir kitaptı ki, sonundaki gerçeklikten sonra kitabın tamamı etkiler ve zaman geçtikçe bıraktığı izlerde büyür ve kendisine hayran bırakır.
Yorum bırakın