“Mutluluk zor zanaat, özellikle de konu başkalarının mutluluğu olunca. İnsan eğer sorgulamaksızın kabullenmeye şartlandırılmamışsa, mutluluk, gerçekten çok daha zor bir uğraş.”
Aslında bu söz kitabı genel anlamda özetleyen sözlerden biridir bana kalırsa. Aldous Huxley bu kitabında meydana getirdiği ütopya bize kendi yaşadığımız dünyayı hatırlatmakla beraber bir o kadarda kurulan bir hayalden ibaret olduğunu düşündürüyor.
George Orwel okuyanlar için bu kitap oldukça masalsı bir hikaye. Zira 1984 de gelecek öyle bir kurgulanmıştı ki gerçeğini bugün malesef yaşayabiliyoruz dedirtmişti. Cesur yeni dünyada işler pek öyel ümitsiz değil. Herkes mutlu herkes şartlandırıldığı şey neyse onu yapıyor. Kimse mecburiyetden çalışmıyor. Herkes özgür. Bu neden kötü bir hayal olsun ki. Herkesin istediğini yaptığı bir evren. Kim istemez?
Vahşi istemiyor.
Bu kitapda Vahşi isimli kişi bu dünyanın biraz uzağından bakıyor. Yaşadığı yerde aile var, mahremiyet var. Ancak yeni dünyamızda bunlara yer yok. Uzakdan bakınca gerçekleşmesi güç bir hayal gibi gelsede içine girdiğinde herşeyin o kadar normal olmadığını görüyor. Bazen toz pembe görünen şeylerin ardında karanlık bir taraf olabileceğini fark ediyor.
“Biz her şeyi keyifli yapmayı yeğleriz” diyen denetçiye Vahşi “Ben keyif aramıyorum. Şiir istiyorum, gerçek tehlike istiyorum, iyilik istiyorum, günah istiyorum” der ve “aslında siz mutsuz olma hakkını istiyorsunuz” cevabına karşı da “Öyle olsun mutsuz olma hakkını istiyorum.” diye cevap verir.
Ki bence bu konuşma Vahşi için asıl özgürlüğün ne demek olduğunu açıklar. Bence de “Böyle bir huzur gelecekse her fırtınanın ardından, essin rüzgarlar ta ki ölümü uyandırana dek.” diyen Othello haklıdır. Asıl huzurun tadı böyle çıkar.
Peki ya sizce?
İki ütopya da bize farklı şeyler anlatır. Ancak sanki ikisini de yaşamak da gibiyiz. Cesur yeni dünya daki gibi bizimde vasıflı işçilerimiz, Betalarımız var, Bizimde eğitimsiz Epsilonlarımız, dünyayı yöneten Alfalarımız var. Ve hepside gerçekten bunlara şartlandırılmışlardır. Teknoloji bizi her geçen gün mutlu etmeye ve beyinlerimizi uyuşturmaya devam etmektedir. 1984 deki gibi bizim de mecburi inanmışlıklarımız, her yerde bizi gözetleyen Büyük Biraderlerimiz var. Bize dayatılan bilgiler var. Henüz var olmamış özgürlüğümüz var(!)
Bu kitap sadece bir ütopyayı değil gerçekleşmiş ve gerçek olmaya devam eden dünyamızı anlatır. Okurken yeterince idrak edemediğim ancak bitirince göğsüme bir yumru gibi inen enfes bir kitap oldu. Umarım herkes bu deneyimi yaşama şansına sahip olur. Şiddetle tavsiye edebileceğim bir eser. Ve okuyan herkesin farklı bakış açılarından bakabileceği bir kitap. Çünkü ne de olsa herkesin cesur yeni dünyası farklı bir hayatdan ibaretdir …

Yorum bırakın